Kenya’da Safari 2

31 Ekim 2005 Pazartesi

Sabah saat 08:00’de, ev sahiplerimiz ile vedalaşıp, bir özel minibüs ile, Maasai Mara milli parkına hareket ettik. Şöförümüz ve rehberimiz Alex önderliğinde, 4,5 saatlik bir yolculuk sonrası, hedefe vardık. Yolun son bir saatlik kısmı ile arada bazı bölümler çok bozuktu.  Kalacağımız otele yakın bölgelerde değişik türde geyikler, zebralar, zürafalar ve kuşlar gördük, resimledik. Bu arada, Kenya’daki milli parklara girişin, yabancılar için günlük 30 Dolar ücrete tabi olduğunu belirtmemiz gerek.

Maasai Mara KampıMara Tented Lodge girişinde, arabadan iner inmez, ıslak parfümlü havlularla karşılandık. Resepsiyona ulaştığımızda taze mango suyu ikramı yapıldı ve giriş işlemlerimiz halledildi. Kampın en sonundaki 49 ve 50 numaralı çadırlar bize verilmişti. Çadırların önünde, derinde bir dere akıyor ve derede hipopotamlar yüzüyordu. Eşyalarımızı odalara bırakıp öğle yemeğine geçtik. Güzel bir açık büfe vardı, havuz başında ve nehre nazır bir konumda. Kısa bir istirahat sonrasında saat 15:30’da, Amerikalı bir baba kız ile birlikte, ilk safari turuna çıktık. 3 saatlik turda aslan, buffalo, fil, zürafa, zebra, sırtlan ve 4-5 çeşit geyik türü gözlemledik ve fotoğrafladık. Kampa dönüşte duş yapıp üstümüzü değiştikten sonra, lobide, şarabımız eşliğinde, geleneksel kıyafetli bir Masai’den, Masai’lerle ilgili bir açıklama konuşması dinledik.  Masailer çok eşli imişler.  Erkekler genellikle kırmızı renk ağırlıklı giyiniyorlar.  Esas olarak kan, süt ve etle besleniyorlarmış.  Konuşmadan sonra yemeğimizi yiyip yattık.

Maasai Mara bush breakfast01 Kasım 2005 Salı

Sabah saat 05:30’da, sıcak çikolata, kahve ve kurabiye servisi ile uyandırıldık. Safari arabamız bizi 06:15’te alarak, beslenmekte olan aslanları görebilmemiz için epey dolaştırdı ama başaramadık. Fakat güneşin doğuşu çok enteresandı; güneş parlak olarak doğudan doğarken, batı kızardı. Renkler çok güzeldi. Gruplar halinde değişik hayvanlar toplu halde nehirden su içmekten dönüyordu. Sabahın sürprizi, nehir kenarında güneşlenen hipopotamlara karşı yaptığımız ‘bush breakfast’ idi.  Kaldığımız otelin sunduğu bu ekstra hizmet paketinin bizim programımıza dahil olduğunu bilmiyorduk. Nehir kenarında ağaçların altına güzel bir kahvaltı büfesi hazırlamışlardı: şampanya, çay-kahve, meyve suyu ve çörekler yanında mükellef bir İngiliz kahvaltısı büfesi vardı.  Ayrıca portatif bir tuvalet ile, el yıkamak için, içi sıcak su doldurulmuş, musluklu bir bidon ve leğen bile hazırlanmıştı. Çok etkilendik.

Maasai Mara yerlileriKahvaltıyı takiben otele dönüp yarım saat kadar dinlendikten sonra, bir Masai köyünü ziyaret etmek üzere saat 10:00’da tekrar yola koyulduk. Bu köy turistik yönden çok organize olmuş. Ziyaretçi sadece biz dördümüz olmamıza rağmen, giriş ücretini ödediğimizde (kişi başı 800 K. Şilini; yaklaşık 10 Dolar) hemen organizasyon başladı. Köy, dallardan yapılmış yuvarlak bir çitin içerisine, çepeçevre, tamamen doğal malzemelerden (odun, tezek ve çamur) yapılmış, minik kulübelerden oluşuyor. Yerler tamamen hayvan pisliği kaplı.  Önce kadınlar köy meydanında saf tutup, şarkı söyleyip, elleri arkada olarak yerlerinde sallanmak şeklinde olan danslarını yaptılar. Onları takiben erkekler, filmlerden bildiğimiz zıplama ağırlıklı danslarını yapıp şarkılar söylediler.

Maasai Köy EviDaha sonra, odunları birbirine sürterek ateş yakma olayını gösterdiler. Bu gösteriyi takiben bir Masai kulübesini gezdik. Girişte odun depoladıkları bir girinti ile, buzağıları koydukları bir odacık var. İçerisi tek göz oda; ortada, alaturka hela taşına benzer bir yer, ateş yakmada kullanılıyormuş. Bu ocak yerinin arkasında, birkaç tencerenin bulunduğu bir raf ile bir futbol topu çapında duvarda bir delik mevcut. Kulübedeki, kapı haricinde, yegane dışa açılan delik burası. Bir yanda, ahşap ayaklar üzerinde yükseltilmiş, üzeri dana derisi kaplanmış, ebeveyn yatağı bulunuyor  Küçük bir girinti içerisinde de, yine benzer şekilde yapılmış ve çocukların yattığı yatak mevcut. Elektrik ve su gibi lükslerin olmadığını söylemeye gerek yok. Tavukların da hane halkından sayıldığını belirtmek gerek. Programın bu bölümü de tamamlanınca, hemen köy çitinin dışına kurulmuş olan hediyelik eşya pazarına buyur edildik.  Buradaki alışverişimiz bittiğinde, pazar hemen toparlandı ve insanlar dağıldılar. Otelimize döndükten sonra öğle yemeğimizi yiyip, öğleden sonraki safari turuna kadar dinlenmeye çekildik.

GergedanSaat 16:00’da öğleden sonra safarisine çıktık. Aracımız bir tepenin altına yanaştıktan sonra, araçtan inerek tepeye tırmanmamız söylendi. Yamaca çıktığımızda, orada otlanan gergedanları gördük. Çok yakınlarına kadar yanaşarak fotoğraf çektik. Bu gezinin sürprizi gergedanlardı.  Dönüşte, bir ağaç altında çevreye bakınan bir çita, az ileride de yine bir ağaç altında uyuyan 2 aslana ve yolda gezinen bir kaplana rastladık. Arada hafif yağmur atıştırdı ve bu nedenle arabanın üzerini kapattırdık. Dönüşte odalarımıza uğrayıp temizlendikten sonra, otel lobisinde gösteri yapan Masai dansçılarını seyrettik. Akşam yemekte BBQ vardı; terasta kurulan mangallarda değişik et ve tavuk ızgaralar yapılıyordu. Ancak ateş çok harlı olduğundan etler iyi pişmemişti, pek memnun kalmadık.



Yorum Yazın